12 Ağustos 2014 Salı

Kore harici incelemelerim - ABD - 2014

#1.VFOR VENDETTA
Konuyu çoğunlukla adalet ve devlet almış..Tabi bunun yanı sıra aşk'ta yer alıyor.Duygusal bir aşk.Buyrun temel konuya geçelim ; Filmin sonunda halk değişime hazırdır, diktatörü devirmek ve parlamentonun havaya uçmasını izlemek için suratlarındaki Fawkes maskelerine rağmen (ki o maskeleri tüm İngiliz halkına V yollamıştır), 5 Kasım gece yarısı parlementoya doğru önlerindeki askerlerden oluşmuş barikatı aşarak yürürler.Aynı anda V intikamını diktatörden, Adam Sutler'den (John Hurt), alır; devamı spoiler içeriyor !! ölümcül yaralarla Evey'e döner birbirlerine aşklarını ilan ederler. V, Evey'in kollarında ölür. Dedektif Finch, patlayıcı dolumetro vagonuna konmuş V'nin cenazesine ve vagonları harekete geçirmek üzere olan Evey'e ulaşır.Silahını doğrultur ama Evey'in sözlerinden etkilenir ve silahını indirir. Film parlamento binasının havaya uçurulması ile sona erer.
Filmde Londradaki iki anıt bina havaya uçurulur; filmin başında Londra Ağır Ceza Mahkemesi ve sonunda Westminister Sarayı, Çaykovski'nin 1812 Uvertürü eşliğinde yerle bir olur.
Film boyunca V maskesini sadece bir kez, ağlamak için çıkarır, bu sahnede de yüzü değil maske görünmüştür. Bu sahnede sürekli gülümseyen maske altında acı çeken ve ağlayan devrimci ve aşık karakter yattığı ironisi çok güzel vurgulanmıştır.(VİKİPEDİDEN ALINTI)
Gelelim benim düşüncelerime ; Daha dün izledim bu filmi oda bi rastlantıyla :) Baya önce duymuştum V FOR VENDETTA'yı.Ama filmi falan olduğunu bilmiyordum.Dün ablam yanına çağırdı gel film izleyelim dedi.Peki madem izleyelim dedim.İzlemeye başladık , ben normalde filmlerin başında çok sıkılırım sonra konu açıla açıla severim o filmi.Ama nasıl olduysa filmi başından beri SEV DİM ^.^ İşin garip tarafı ise adamın yüzünü film boyunca hiç göremiyoruz , ama yinede hareketlerin ve konuşmasından kendine bağlıyor.Bide bu aksiyon,adalet filmine aşk koymuşlar tam olmuş.Tiryakisi oldum ^.^ Kızıyorum kendime ... Yıllar önce çıkan bu filmi nasıl izlememişim şu zamana kadar diye.Etkisinde kaldığım bir film.Çoğu insan izlemeden önce önyargıyla bakabilir ; Ne saçmalık! Hiç maskeyi çıkarmıyor ve kız nasıl biri olduğunu bilmeden aşık oluyor diyede düşünenler var..Oysaki gerçek hayatta sadece deli gibi uzaktan sevenlerde var .. Filmin bu kısmı saçmaysa o zaman sizin aşkınızda saçmadır.Boşuna denmiyor ; aşk anlatılmaz , yaşanır.Eğer duygular birse , gönüller birse hiçbirşey engel olamaz..
Filmin sonunda adamın ölmesine gerçekten çok üzüldüm ! En etkilendiğim sahneydi.Evet izleyiciler için derin bir duygu bırakarak bitirmek güzel olmuş ama bukadarıda fazla .. ne biliyim gözyaşlarıma hakim olamadım.Mutlu sonla bitseydi daha bi sevinir , daha bi iyi olurdu sanki.

Birde V'nin söylediği iki sözü çok beğendim ; 
- Bu maskenin altında etten daha fazlası var.Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirler asla kurşun geçirmez.
-Uzunca süre maske takarsan altındaki kişiliğide unutursun..
#2.Aynı yıldızın altında
Aynı Yıldızın Altında , John Green 'in Ocak 2012'de yayınlanan dördüncü romanıdır. Kitabın anlatıcısı Hazel Grace, ailesi tarafından zorla gönderildiği bir destek grubunda 17 yaşındaki eski basketbol oyuncusu ve ampüte Augustus Waters'la tanışıp ona aşık olan 16 yaşındaki bir kanser hastasıdır.
Tumblr blogunda ve YouTube hesabında Green, kitabın orijinal adı olan The Fault in Our Stars (Kusur Yıldızlarımızda) başlığını seçerken Shakespeare'in Julius Caesar oyununda Cassius'un Brutus'e dönüp "Kusur, sevgili Brutus, yıldızlarda değil ama bizde" repliğinden esinlendiğini belirtmiştir.(VİKİPEDİDEN ALINTI)
Benim düşüncelerim ; Bu filmi ne zamandır izlemek istiyordum aslında , sinemasına ha gittim gidicem ha gittim gidicem fırsat olmadı bi türlü..
Nette dolanırken durup dururken bu film geldi aklıma , bir bakayım belki nete düşmüştür dedim ve ne göreyim O.o EVET koymuşlar.Aşırı derecede sevindim ve hemen açıp izlemeye başladım.Öncelikle oyuncular izleyiciye inanılmaz derece etki bırakıyor , benim açımdan öyle.Kız başrol aşırı derecede güzel kavramış rolünü.Yani kızı çok sevdim ^.^ kkkk
Erkek karaktere gelirsek oda çok tatlı,iyimser,ve pozitifliğini izleyiciye geçiren bir karakterdi.Oyuncularda hiç bir sorun yoktu , mekanlarda ve kurgudada aynı şekilde.Fakat uyarıyım yüksek dram içeriyor film.
Ağlamak isteyenler durmasın,izlesin.Ben filmi herşeyiyle beğendim.
"PERFECT" bi yapım olmuş.
Yazım az çok pot kırıyor "spoiler" içeriyor! :)
Gus , ah gus , sen nasıl pozitif bir varlıksın.Hastalığına rağmen o mutlulukların,ölüceğini bile bile sevmen , anlatılamaz..Hazel'de aynı şekilde onun o gus'a bakışları,aşkı çok mükemmeldi..Sevdiğin insanın ölüceğini bildiğin halde inadına sevmen.Harikasınız
Kısa ve net şunu söyleyeyim film harika,oyuncular müthiş,kurgu,konu herşey tamam..Böyle derinden etkileyen film zar,zor bulunur ve o nadir filmlerden biri bu..İzlemelisiniz!!!!^^
#3.My Girl 1991
Kız Arkadaşım, 90 larda büyümüş her çocuğun gönlünde yer etmiş bir ilk aşk hikayesidir. Küçük bir kasabada yaşayan Vada, en yakın arkadaşı Thomas'la birlikte yazın tadını çıkarmaktadır.Cenaze evi işleten babası ve hasta büyükannesiyle yaşayan Vada, çevresini kuşatan ölümü anlamaya çalışmakta, bir yandan da babasının gönlünü çalan Shelly ile uğraşmaktadır. Thomas ise Vada'nın etrafında bir pervane gibi dönmektedir.
Benim düşüncelerim ; Bu film baya bi eski :)) Bir keresinde afişini görmüştüm ve dikkatimi çekmişti..İzleyecek listeme eklemiştim , fakat fırsat bulamıyordum derken boş vakit buldum ve my girl'i filmini açtım..Ben filmi malesef yanlış anlamışım.Küçükken aşık olucaklar ve büyümüş hallerini vs göstericek zannettim oysaki öyle değilmiş.Bu iki küçüğün tatlı,samimi bir arkadaşlıkları var ve günün çoğunu bisiklet sürmekle geçiriyorlar.
İkiside "kiss" sahnesinde nolucağını , birşeyler değişecek mi diye merak ettikleri için 1 sn'liğine öpücük kondururlar birbirlerine , fakat dönüp bakarlar ki hiçbirşey değişmez..Herşey güzel giderken olmadık birşey olur veee...
SPOİLER!!SPOİLER!! :)) ;
Thomas koca bi arı sürüsünün saldırısı ile ölür.(evet burda az drama bağlamıştım :'(:'(:'( kkkkkk ^^
#4.Hachiko
Daha önce 1987 yılında Hachiko Monogatari isimli japon filmine konu olan film 2009 yılında Amerikalı yapımcılar tarafından yeniden yorumlanmış.Ama bu sefer filmin başrolünde Richard Gere var..Filmin konusu bir kolej profesörü ve tren istasyonunda bulduğu köpek etrafında dönüyor..Film Japonya’dan gönderilen Akita cinsi yavru köpeğin taşıma sırasında tren istasyonunda kaybedilmesi ve Parker’ın (Richard Gere) köpeği bulmasıyla başlıyor. Profesör ve ailesi İlk başta "sadece sahibini bulana kadar bizim evde kalacak" desede köpeğin sahibi hiçbir zaman bulunamaz ve Parker ile ailesi köpeğe iyice bağlanırlar. Hachi, Parker hergün işe giderken yanında gidip onu uğurlar ve dönüşte karşılar. Fakat bir gün Hachi onunla gitmek istemez ve Parker’ın da gitmesini istemez işte o gün Parker kalp krizi geçirir ve hayatını kaybeder.
Profesörün hayatını kaybetmesinden sonra Hachi istasyona gider ve profesörün gelmesini bekler başkaları onu sahiplendiysede yanlarında durmaz kaçarak istasyona döner, profesörün ölümünden itibaren tam 9 yıl istasyonda sahibini bekleyen Hachi en sonunda istasyonda hayata veda eder.
Benim düşüncelerim ; Buna sadece güzel bir film demek kesinlikle olmaz!!
Gerçekte yaşanmış bir hikaye bu ayrıca.Ve ne kadar derinden etkilendim anlatamam..Öyle basit bir hikaye/film'de değil kesinlikle.İnsanların yapmadığını yapmış bu sadık köpek..9 yıl beklemiş vazgeçmeden,belki sahibim gelir umuduyla.İnsanlar böyle şeylerden ibret almalı aslında..Çoğu insan filmi izlemeden önce etkilenmeyeceğini düşünüp izlemekten vazgeçer.Bende başta öyle dedim ama önyargımı kırıp izledim ve iyiki İ.z.l.e.d.i.m!! Müthişşşti ^.^ Hele hachikoya bayıldım ne kadar sadık ne kadar tatlı bir köpekti.Aslında köpek demek doğru olmaz insandı basbaya.Herşeyi anlıyordu,emirlerini yerine getiriyordu,insanlarla sohbet edermişçesine onlarla dolaşıyordu.Harika bir insandı.

2 yorum:

  1. evet bende uzun bi süre önce izlemiştim bu filmi.Aşırı güzeldi ve etkisinde kalmıştım.Adam çok anlamlı sözlerle konuşuyordu.Nasıl işse maskesini hiç çıkarmadığı halde , filme bağlatıyordu insanı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet oyuncunun çok etkisi var gerçekten.Harika bir yapım olmuş v-for vendetta :))!!

      Sil